HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düşürülmüştü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 500
Yazar: Yesevizade Alpaslan Yasa
Kemalizmin muhayyel üstün ırkı: "Orta Asya Brakisefalleri", yânî g̃ûyâ "Türkler"

Âfet Hanım, daha doğrusu “Ebedî Şef”, 2 Temmuz 1932’deki bu konferans, musâhabe (“exposé”) veyâ nutukta, yine kendi têlîfi olan Târih I lise ders kitabının başlangıcında olduğu gibi, o devrin bilgileri çerçevesinde ve materyalist bir perspektifle, Arz’ın teşekkülü, “Yer yuvarlağının devreleri”, canlıların türeme ve tek̃âmülleri hakkında bir hayli “îzâhat”ta bulunuyor ve bir dogma hâl̃inde kestirip atıyor ki “İnsanlığın kültür beşiği, Orta Asya’dır”, burada “brakisefal” bir üstün ırk türemiş, cil̃âlı taş ve mâden medeniyetlerini bu üstün ırk binâ etmiş, o, bil̃âhare Hind’e, Çin’e, Orta-Şark’a, Avrupa’ya, Şimâlî Afrika’ya, Amerika’ya yayılarak oralarda da büyük medeniyetlerin esâs âmili olmuştur ve bahis mevzûu üstün ırk “Türk”den başkası değildir… Bu iddiâlar için istinâd edilen delîller ise, İskolastik Zihniyete muvâfık şekilde, birkaç Avrupalı târih otoritesinin kitablarından seçilmiş pasajlardan ibârettir. G̃ûyâ kendine “İlim Zihniyet ve Usûlü”nü “mürşid” edinmiş Kemalist Rejimin bu resmî, binâenaleyh îtirâz edilmesi memnû olan târih tezi, hayretle, ibretle okunuyor:

“Hayatın yeryüzünde belirdiği zamana gelince onu tahminî [olarak] dahi tayin etmek mümkün değildir. Ancak, bugünkü ilim sayesinde hayatın tamamen fizik ve şimik hâdiselerin neticesi olduğunu düşünmek hususunda kendimizi salâhiyettar görebiliriz.

“Her halde hayatın belirmesi için lâzım gelen şartları doğuran âmil, milyonlarca sene evvel güneşin malik olduğu çok büyük radyo aktivitenin ültraviyole şuaları ile yerin de o uzak zamanlarda haiz olduğu radyo aktiv kuvvetidir. […]

“Hayatın başka başka muhit ve iklimlerin nebatlarındaki ve hayvanlarındaki tecelli ve inkişafına bakılırsa ve insanın da tabiî bir mahlûktan başka bir şey olmadığı düşünülürse, insanların tek beşikten çıktıkları iddiasında ısrar etmek faydasız gibi görünür… […] [Orta Asya “beşiğinde” farklı bir ırk teşekkül etmiştir ve “insanlığın yüksek kültür beşiği” orasıdır:] Filhakika insanlığın, yüksek kültür beşiği yalnız bir tek yer olmuştur: Orta Asya…” (Cumhuriyet, 3.7.1932, s. 5)

“Dolikosefal/Brakisefal” tefrîk̆i

Metnin ikinci ve daha uzun olan kısmını, Cumhuriyet’in bir sonraki nüshasından (4.7.1932, ss. 5-6) tâk̆îb ediyoruz:

“Arkadaşlar;

“Beşeriyette esaslı olarak, başlıca iki bariz ırk teşekkül etmiştir: Dolikosefal, Brakisefal… [“Dolichocéphale”: Uzun kafataslı… “Brachicéphale”: Yuvarlak kafataslı… Yunancada “dolikhos”, uzun; “brakhus”, kısa; “kephalê”, kafa demekdir.] Bu iki tipin karışmasiledir ki, orta tipler çıkmıştır. […] [Takdîm-têhîrle ik̆tibâs ediyoruz:]

“Avrupa’ya Paleolitik ve Mezolitik devreye ait adi taş san’atını götüren bu Dolikosefaller oluyor. Avrupa’da yerli medeniyet vücude gelmiyor. Dünyanın her tarafına yayılan bu Dolikosefal insanlar yalnız topoğrafya hususiyeti cihetile Orta Asya yaylasına girecek geçit bulamıyorlardı; orada bambaşka bir ırk teşekkül etmiş ve kültür sahalarında çok ileri giderek Neolitik devri medeniyetini ve ondan sonra bütün beşeriyetten evvel, maden devrini idrak eylemişti, bundan başka ziraati öğrenmiş, hayvanları herkesten evvel ehlileştirmişti. Bu Orta Asya tipi müstesna olarak umumiyetle Brakisefal idi. […]

“Orta Asya’dan mada, bütün kıt’alarda, Afrika’da, Avrupa’da ve diğer yerlerde, kendiliklerinden Neolitik (yani cilâlı taş) medeniyetine yükselmiş kabiliyette adam yetişmemiştir. […]

“…Orta Asya’nın garbe kapıları açıldıktan sonra, cihanın hali değişti, artık medeniyet yolları oradan, (Altay-Pamir) yaylasından geliyordu. Bu yolların yolcuları, yalnız tarihten evvelki medeniyetlerile değil, tarih ile, tarihî medeniyetle mücehhez olarak yerleşecekleri yerlere gidiyorlardı.”

(Akşam, 3.7.1932, s. 1)

Çankaya’nın 13 sene zarfında bir numaralı Hanımefendisi Âfet Hanım, 1932 1. Târih Kongresi’nin de yıldızıydı… Çünki orada “Büyük Şef”i temsîl ediyordu ve okuduğu konferans metni de onun elinden çıkmıştı… Aynı günlerde, aynı Cemâat̃in bir başka mensûbu da (Keriman Hâlis Hanım), Türkiye (ve bil̃âhare Dünyâ) Kraliçesi seçilmişti ve bütün bir Cemâat̃, her sâhada Türk milletine Avrupalılaşma rehberliği yapıyordu…

* * *

“Dokuz bin (hattâ on binlerce yıl) evvelki beyaz tenli” muhteşem “Türkler”, “ana yurdlarında” başka ırklarla karışmamışlar

Orta Asya’da, “dokuz bin”, hattâ (konferansın sonunda ifâde edildiği gibi) “on binlerce sene evvel” “beyaz tenli, brakisefal bir ırk” olarak teşekkül eden, “Türk”den başka türlü isimlendirilemiyecek olan bu medeniyet bânîsi üstün ırk, “ana yurdu”nda iken, başka ırklarla da karışmıyor; l̃âkin “ana yurdu”ndan çıkıp bütün dünyâya medeniyet götürdüğü zaman, yerli halklarla karışacak ve aslını unutacaktır…

“Türk’ün ana yurdu, Orta Asya yaylasıdır… Bu yurdun belkemiği, (Altay’lar-Pamir) mıntakasıdır. Türk’ler bu beşikte en az Milât’tan 9000 yıl evvel, kültür sahibi bir ırk olmuş bulunuyordu.

“Burada bir meseleyi açıkça ortaya koymak isterim. Orta Asya’dan ve orada yetişen, çoğalan ve başlıbaşına bir kültür yaratan insan kütlesinden bahsederken, tek bir ırk düşünüyorum, ve onun adına Türk diyorum. […]

“Orta Asya yaylalarının otokton ahalisi, tek bir ırk manzumesi halinde teşekkül etmiştir. Çünkü, başka kandan ve tipten hiç bir nevi halkın gelip karışmasına, yurtları hududundaki, tabiî manialar yüzünden, on binlerce yıl imkân olmamıştır.

“Bu Orta Asya ırkının umumî olarak, açık vasfı brakisefal olmasıdır; cismanî teşekkülü her türlü uydurma efsanelere rağmen, mütenasiptir; teninin de sarı renkle münasebeti yoktur. Esas ve umumî olarak beyaz tenlidir. […]

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Yesevizade Alpaslan Yasa
02-03-22
E mail: yenisoz.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
Kemalizmin muhayyel üstün ırkı: "Orta Asya Brakisefalleri", yânî g̃ûyâ "Türkler"
Online Kişi: 27
Bu Gün: 436 || Bu Ay: 6.415 || Toplam Ziyaretçi: 2.929.780 || Toplam Tıklanma: 58.632.663